Güncel , Gündem , Son Dakika Haberleri

Çocuğu Olmayan Zengin Cimri Adam

Çocuğu Olmayan Zengin Cimri Adam
Bu haber 03 Haziran 2022 - 21:34 'de eklendi ve 51 views kez görüntülendi.

Zengin bir arazi tüccarıydı. İşinin yoğunluğu arasında farz namazlarını kılardı. Ramazan oruçlarını da tutardı fakat çok cimriydi. Ramazan ayında bile fakirleri doyurmaz, sadaka vermezdi. Komşuları ondan daha fakir olmalarına rağmen mübarek ramazan ayının çoğu gününde fakir ve muhtaçların ihtiyaçlarını karşılarlardı.

Babasından veya dedesinden gelen bir malı mülkü olmamış, her şeyi kendi emeği ile kazanmıştı. Etrafında ki birçok insan ihtiyaç sahiplerine yardım etmesini, bunun malı bereketlendireceğini söylemesine rağmen çok oralı olmaz, “Benimle beraber mi kazandılar” diye düşünürdü.

Bir gün iş yerinden çıkarken üstü başı yırtık, yanında küçük çocuğu olan bir kadın önüne çıkmış ve çok ihtiyacı olduğunu, çocuğunun kaç gündür doğru dürüst bir şey yemediğini söylemesine rağmen “Allah versin” diyerek dönüp gitmiş, etrafta bu halini gören insanların kınamasına da sinirlenip onları azarlamıştı.

Zengin adam belli bir yaşa gelmişti, o ana kadar mal mülk biriktirmekten, işini büyütmekten başka bir şey düşünmeyen bu zengin adam, etrafında ki bazılarının da zorlaması ile evlenmeye karar verdi..

Bu adam dinine bağlı güzel ahlaklı bir kızlar evlendi. Evlendiği kadın zengin adamın tam tersi bir kişiliğe sahipti. Mal, mülk, zenginlik kadının hiç mi hiç umurunda değildi. İbadet ehli takva sahibi bir bayandı.

Zengin adam eşinin güzel ahlakı ve ona kuran ve hadis ezberi yapmayı teşvik etmesi neticesinde cimrilikten uzaklaşmaya ve fakir ve muhtaç kimselerin neler yaşadıklarını anlamaya başladı.

Eşi ne söylese, güzel ahlakı ve davranışı sebebi ile adam ikna oluyordu.

Evleneli beş yıl olmuş, huzurlu ve mutlu bir hayatları vardı, ama hala çocukları olmamıştı. Birçok yol deneyip bir sürü doktora gittiler. Bu uğurda çok para harcadılar, bunların hepsi ölmeden önce baba kelimesini duymak içindi. Tek dileği buydu.

Fakat Allah onun için başka bir şey murat etmişti.

On beş yıl geçmiş artık bu duruma alışmışlardı. Artık çocukları olmadan yaşamaya alışmışlardı. Sabırlı kadın üzüntüsünü saklayabiliyordu. Bunda bir hikmet olduğunu söyleyerek eşini ikna ediyordu. Allah bir şey isterse ol der ve o oluverirdi.

Bir gün bir araziyi satın almaya gitmişti ve etrafında diğer tüccarlarda vardı. Yanlarında anlaşmalar ve para çantaları vardı. Sonra bir çocuk geliverdi. Orada oturan tüccarlardan birinin oğluydu. Babası onu görünce sevdi ve onunla oynamaya başladı. Sonra çocuk sahibi olamayan adama edepsiz, kibirli ve dalgacı bir eda ile baktı ve “O kadar parana rağmen böyle bir çocuğa sahip olabilir misin?!” dedi.

Bu kelimeler yıldırım gibi adamın kafasına düştü sanki. Kalbi kırılmış, dünyası kararmıştı. Para, ticaret, anlaşma her şeyi unutmuştu. Üzgün bir halde oradan çıktı. Nereye gittiğini bilmeden sokaklarda saatlerce yürüdü. Kendine geldiğinde tenha bir yerde idi. Sağında ekilmiş bir yer, solunda ise mezarlık vardı.

Adamın dedikleri kulaklarında çınlıyordu. Göz yaşları yanaklarında süzülüyordu. Gökyüzüne baktı. Ellerini gökyüzüne kaldırarak Allah’a dua etmeye başladı. “Ey Rabbim ben o adamın dediği gibi istediğim şeyi yapamıyorum. Benim elimde olan bir şey değil. Ancak sen yaparsın Rabbim, sana bizi bir erkek bir de kız çocukla rızıklandırman için yalvarıyorum” diyerek dua etti….

Sonra göz yaşları yüzünde kurumuş bir halde eve döndü. Eşi hemen yanına geldi ve yüzünü silerek ona şefkat gösterdi ve şöyle dedi “Vallahi senin yerinde olsaydım o patavatsız adama şu hadisi şerifi hatırlatırdım diyerek “Kardeşine karşı böbürlenme, Allah ona merhamet eder de seni imtihan eder” konuştu.

Sevgili eşim, kalk ve biraz istirahat et. Sabahta ne için anlaştığımızı unutma sakın. Geceyi beraber değerlendirip kuran okuyup namaz kılacağız dedi. Adam gülümsedi ve sonra eşi ile birlikte gece kalktı. Namaz kılıp kuran okudular ve dua ettiler. Sonra adam sabah namazı için camiye gitti. Üzüldüğü her şeyi tamamen unutmuştu.

İki ay sonra eşi ona hamile olduğunu söyleyince hayatındaki en büyük mutluluğu yaşadı. Yedi ay geçmiş ve bir kız ve bir de erkek olan ikiz çocukları dünyaya gelmişti. Aynı gün mutluluğuna gölge düşüren acı bir haber almıştı. Kendisi ile alay eden tüccarın tek olan oğlu vefat etmişti.

Allah’a istiğfar ederek huşu ile “Her işi düzenleyen rabbim! Seni her şeyden tenzih ederim, dilediğine mülkü verir dilediğinden alırsın” dedi.

Sonra “Allah’ın insanlar için açtığı rahmeti kısabilecek yoktur, Onun kıstığını da ondan başkası açamaz. O mutlak izzet ve derin hikmet sahibidir. Ey İnsanlar! Allah’ın üzerinizdeki nimetlerini hatırınızdan çıkarmayınız. Allah’tan başka gökten ve yerden rızık veren yaratıcı var mı? Ondan başka ilah yoktur. Şüphesiz ki ona döneceksiniz” ayetini düşündü.

Artık malının bir kısmını ihtiyaç sahiplerine kendi elleri ile gönül rahatlığında dağıtıyor, etrafında ihtiyaç sahibi aileleri gözetiyor, onlara iaşe ve nakdi yardımda bulunuyordu.

Fakat bu zengin adam ve takva ehli kadının bir sorunu vardı.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA